Sine-Sen 48. Kuruluş Yıldönümünü Beyoğlu Sineması’nda Kutladı

 

Sine-Sen, 48. kuruluş yıldönümünü yeni dönem sloganı “Cesaret Et, Sendikalı Ol, Birlikte Değiştirelim” ile Beyoğlu Sineması’nda düzenlenen etkinlikle kutladı.

 

 

Sunuculuğunu sendika üyemiz Gonca Akkuş’un üstlendiği program, Genel Başkanımız Galip Görür’ün açılış konuşmasıyla başladı. Görür’ün ardından, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun göndermiş olduğu mesaj okundu.

Sinema, film ve sahne emekçilerinin mücadele örgütü, DİSK’e bağlı Sinema Emekçileri Sendikası Sine-Sen’in 48. kuruluş yıldönümünü selamlıyorum. Sine-Sen, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de kültür-sanat alanında emeğin adını koyan, emekçileri özne haline getiren ve örgütlü mücadelenin yolunu açan tarihsel bir mücadele odağı olmuştur.
48 yıl boyunca Sine-Sen; sinema emekçilerinin güvencesizliğe, kayıt dışı çalışmaya, sansüre, uzun ve belirsiz çalışma sürelerine, düşük ücretlere ve baskılara karşı verdiği mücadeleyle, kültür-sanat alanında sendikal mücadelenin mümkün ve gerekli olduğunu göstermiştir. Bu tarihsel birikim, emeğin görünmez kılındığı bir alanda sınıf bilincinin ve dayanışmanın inşa edilmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
Sine-Sen’in yürüttüğü mücadele; yalnızca sinema emekçilerinin değil, sanatın özgürleşmesi, ifade özgürlüğünün korunması ve toplumun demokratikleşmesi açısından da belirleyici olmuştur.
DİSK olarak, konfederasyonumuz bünyesinde yer alan Sine-Sen’in bu tarihsel mücadele mirasını selamlıyor; bu mücadele birikiminin, örgütlü emek ve sınıf dayanışmasını büyüterek adalet ve demokrasi mücadelesini ileri taşıyacağına inanıyoruz. DİSK olarak Sine-Sen Sendikamızın yürüttüğü bu mücadeleyi sınıf dayanışmasıyla kazanıma dönüştürmek için her zaman omuz omuza olmaya devam edeceğiz.
Sevgi ve saygılarımla.

Dr. Arzu ÇERKEZOĞLU
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu-DİSK

Sine-Sen’in kurucularından Aydın Sayman söz alarak sendikanın kuruluş sürecine ve mücadele geleneğine dair bir konuşma gerçekleştirdi.

Genel Başkanımız Galip Görür

Sine-Sen kurucularından Aydın Sayman

Programın devamında sendika üyemiz Güney Alçin, Sine-Sen’in 2025 yılı boyunca yürüttüğü faaliyetleri ve sektörde yaşanan hak ihlallerini aktaran kapsamlı bir konuşma yaptı.


Alçin konuşmasında özetle şunları ifade etti:

Film emekçileri, 2025 yılında da çalışırken yasal haklarından mahrum bırakılarak birçok mağduriyet yaşamıştır. Uzun çalışma saatleri, güvencesizlik, sansür, baskı ve iş cinayetleri bu yıl da sektörün gerçeği olmuştur. Sendikamız Sine-Sen, elindeki kısıtlı imkânlara rağmen her ihbarın, her adaletsizliğin üzerine gitmiş; sendika olmanın sorumluluğuyla mücadeleyi büyütmüştür.

Kuruluş yıldönümümüzde bir araya gelerek, sanatımızın ve emeğimizin tekelleşmenin ve sömürünün kıskacında kalmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ettik. 2025 yılı boyunca emek, demokrasi ve adalet için yayımlanan bildirilerin, ortak metinlerin ve dayanışma çağrılarının imzacısı olduk.
Sanat üzerindeki sansür baskıları artarak devam etti. Kazım Öz’ün Oyuna Geldik filminin yasaklanmasına, Ayşe Bengi Çelik’e ve birçok sanatçıya yönelik baskılara karşı sessiz kalmadık. ‘Sanat susturulamaz’ diyerek basın açıklamaları yaptık, alanlarda yer aldık. Oyuncu Aybüke Pusat’ın düşüncesini paylaştığı için işten çıkarılmasına karşı durduk. Şakir Paşa ve Ailesi setinde yaşamını yitiren Serkan Taki’yi, Gözleri Karadeniz dizisinde hayatını kaybeden Ahmet Emin Yavuk’u ve Boğaz’da intihar ettiği söylenen, hâlâ kayıp olan Ömer Belli’yi unutmadık. Setlerde alınmayan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine karşı sorumluların peşini bırakmadık, bakanlıklara dilekçeler sunduk. 1 Mayıs’ta Kadıköy’de alanlardaydık; Gezi Direnişi’nin 12. yılında Saraçhane’de, grevdeki işçilerin ve Ankara’ya yürüyen öğretmenlerin yanında saf tuttuk.
Ali Özgentürk’ü Atlas Sineması’nda andık; Kemal Türkler’i, Sırrı Süreyya Önder’i ve emek mücadelesinin tüm değerlerini saygıyla sahiplendik. Beyoğlu Sineması’nda söyleşiler düzenledik, festivallerde emeği, yapay zekâyı ve mobbinge karşı mücadeleyi tartıştık.
Yapım şirketlerindeki hukuksuzluklara karşı uyarılarda bulunduk, Netflix Türkiye’ye çağrı yaptık. Güller ve Günahlar, Kumpas ve Aile dizilerinde hakları gasp edilen emekçilerin yanında olduk. Ücretleri ödenmeyen, sigortasız çalıştırılan, haksız yere işten çıkarılan hiçbir sinema emekçisini yalnız bırakmadık. Tacize, cinsel saldırıya ve mobbinge karşı ‘Dayanışmayla Güçlüyüz’ dedik; 25 Kasım’da kameranın önünden arkasına hep birlikte sokağa çıktık.
2025, baskılara rağmen geri adım atmayan film emekçilerinin yılı olmuştur. Biz biliyoruz ki hiçbir sinema emekçisi yalnız ve çaresiz değildir.
Yaşasın Sine-Sen, yaşasın örgütlü mücadelemiz.

Konuşmanın ardından, sendikamızın yürüttüğü çalışmaları içeren bir sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Daha sonra Yönetim Kurulu Üyemiz Yeliz Vurgun, sendikamızın 2026 Yılı Hedef ve Örgütlenme Programını açıkladı. Vurgun konuşmasında, Sine-Sen’in 48 yıllık mücadele birikimine dikkat çekerek, sendikal hareketin karşı karşıya olduğu yapısal sorunları ve bu sorunlara karşı izlenecek yeni örgütlenme hattını detaylarıyla aktardı. 2026 yılı için belirlenen temel hedefin, sendikanın üye sayısını güçlendirerek bir yıl içinde 1000 üyeye ulaşmak olduğunu vurguladı ve bu hedef doğrultusunda hayata geçirilecek hukuki, örgütsel ve sahaya dönük çalışmaları kamuoyuyla paylaştı.

Vurgun’un konuşmasının tamamı;

Bundan 48 yıl önce, sansüre karşı gerçekleştirilen Büyük Ankara Yürüyüşü ile başlayan sendikal mücadelemiz, bugün de aynı gerekçelerle ve aynı kararlılıkla sürmektedir. Fakat 48 yıllık mücadeleye rağmen hala yasalara uygun olmayan çalışmaların devam ediyor olması ve hala sendikamızın arzu ettiğimiz ölçüde örgütlü olamaması, artık bizim de yeni ve farklı yollar denememiz gerektiğini göstermektedir.

Tabi bu sonuçları itibariyle başarısız görünen tablo aslında ülkemizdeki sendikal hareketlerin ve sivil toplum faaliyetlerinin tamamı için geçerli sayılabilir durumdadır. Ülkemizde siyaset, sendika, sanat, ifade özgürlüğü ve her türlü sivil toplum faaliyetleri iktidar tarafından baskı ve kontrol altında tutulmaktadır. Örneğin son 20 yılda, sendikalı işçi oranı %60’lardan, %14’lere düşmüştür. Sendikal hareketimizin aleyhine gelişen diğer durumları da kısaca hatırlatma fayda var. Daha önce ayrı olan Güzel Sanatlar İş kolumuz, 1980 darbesi sonrasında birçok farklı iş kolu ile birleştirildi. Küçük sektörlerin aşamayacağı sendika barajları getirildi ve böylece toplu sözleşme hakkımız fiilen elimizden alınmış oldu. Bugün bağlı bulunduğumuz 10. İşkolunda 4,5 milyon işçi bulunmaktadır. Toplu Sözleşme yapabilmek için %1’lik üye barajını geçmek yani 45 bin üyeye sahip olmak gerekmektedir. Oysa ki, Güzel Sanatlar İşkolunda o kadar işçi bulunmamaktadır. Toplu sözleşme hakkımızın olmayışı sendikal hareketimizi etkisiz bırakmıştır. 2013 yılında sendikalara üyelik koşulları değiştirilerek, aktif sigortası olmayan emekçilerin sendika üyesi olması engellendi. Proje bazlı çalışmaların yaygın olduğu bir sektörde faaliyet göstermemiz nedeniyle üye sayımız azaldı, sendikal gücümüz zayıflatıldı. 2012 yıllarında üye sayımız 2500’leri bulmaktaydı. Sektörün kendine özgü koşulları gerekçe gösterilerek, yasalara aykırı çalışmaları sınırlı ölçüde kabul eden yeni sendika ve dernekler kuruldu. Maalesef bu durum, yasal haklarımızın pazarlık konusu haline gelmesine ve hukuka aykırı uygulamaların meşrulaşmasına dolaylı da olsa katkı sundu. Bazı üyelerimiz yasal haklarından vazgeçmedikleri için kara listelere alınıp sektör dışına itilirken, sendikamız da “eski kafalı” ve “marjinal” olmakla itham edildi. Ancak biz, her zaman sendikal sorumluluğumuzun bilinciyle, işçilerin yasal haklarını pazarlık konusu yapmadan, gücümüz oranında meslektaşlarımızın yanında durmaya devam ettik. Bugün geldiğimiz noktada; hak gaspına uğrayan, çalışırken mağdur edilen ve sendikal mücadelenin önemini kavrayan film emekçileri, doğru adresin SİNE-SEN olduğunu biliyor. Ancak bu farkındalık, sendikamızın güçlenmesi için hayati önemde olan üye sayısına aynı oranda yansımıyor. Oysa hepimizin bildiği gibi sendikalar, üyeleriyle güçlüdür.

2025 yılını, başarılı sayılabilecek etkinliklerle geride bırakan sendikamız; 2026 yılını yeniden güç kazanacağımız bir yıl haline getirmek amacıyla, eksiklerimizi gideren ve sınırlı gücümüzü doğru kullanan bir örgütlenme programı hazırlamıştır. Bu programın hedefi nettir: Bir yıl içinde 1000 üyeye ulaşmak.
Bugün bu hedefin startını veriyoruz.

Bugün sektörde yasa dışı çalışmaların bu kadar rahat ve korkusuzca yapılabilmesinin üç temel nedeni vardır. Sektörün etkin bir denetimden yoksun olması, yasalara aykırı uygulamaların zamanla meşrulaşmış hale gelmesi ve kanunsuzlukların yargı süreçlerine taşınmaması. Sendikamızın 2026 yılında hayata geçireceği örgütlenme programı, işte tam da bu gerçekler göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bize gelen şikâyetler doğrultusunda, ilgili bakanlık ve kurumlara yaptığımız denetim ve müfettiş taleplerinin tek başına yeterli olmadığı açıktır. Bu nedenle artık yalnızca dilekçe veren değil, üye sayısını artırarak gücünü büyüten bir sendikal hat kurmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda sendikamız; set ve stüdyo ziyaretlerine başlayacak, çalışma koşullarını yerinde inceleyecek, hukuki bilgilendirmeler yapacak ve tüm film emekçilerini SİNE-SEN’e üye olmaya davet edecektir. Aynı zamanda, hem bugünden itibaren hem de 5 yıl geriye dönük olacak şekilde, yargı süreçlerinin çoğalmasını sağlayacak kolaylaştırmalar hayata geçirilecektir. Zorunlu arabuluculuk süreci işçiler için maliyetsiz olacak; ekonomik durumu yetersiz olan emekçilerin dava masrafları ise oluşturacağımız hukuk fonu tarafından karşılanacaktır.

1000 üyeye ulaştığımızda;

Yasa dışı çalışan ve işçileri mağdur eden şirketlere karşı gerçek bir yaptırım gücü oluşturabileceğiz. Parası olmadığı için adalet arayamayan emekçilerin yargı masraflarını karşılayabileceğiz.

Biz, 48 yıllık mücadele birikimimizle ve yıllardır savunduğumuz sendikal anlayışımızla, bu yılı daha ısrarlı, daha görünür ve daha örgütlü geçireceğiz. Sosyal medyayı daha etkin kullanacak, set ve stüdyo ziyaretlerini artıracak ve film emekçilerini mücadeleye omuz vermeye çağıracağız. Yasal çalışma sürelerinin aşılmasına, haftalık ücret yerine bölüm başı ücretinin dayatılmasına, sigorta yerine, makbuz ya da fatura dayatmasına, ödemelerin geriden yapılmasına, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun olmayan çalışmaların yapılmasına, taciz ve mobbing uygulamalarına karşı sendikamıza üye olmaya ve mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz. Bu kanun dışı düzeni tek başımıza durduramayız. İşçilerin sendikaya, sendikanın da 1000 üyeye ihtiyacı var.

Cesaret Et, Sendikalı Ol, Birlikte Değiştirelim!

Etkinliğimiz, sanatçı Jehat Hekimoğlu ve arkadaşlarının müzik dinletisi ile sona erdi. Etkinliğimize katılan Türk Sinema Vakfı’na, Sinema Tv Sendikası’na ve Sanat Meclisi’ne teşekkür ederiz.