Birgün Gazetesi: “Setteki emeğe ‘Kumpas’ kuruldu”

Ebru Çelik

ebrucelik@birgun.net

Sinema sektöründeki güvencesizlik ve emek sömürüsü, bu kez teması “adalet” olan bir yapımda vücut buldu. 2024 yılında Muğla’da çekilen Kumpas filminin setinde çalışan yaklaşık 20 set işçisi sigortasızlık, ödenmeyen ücretler ve ağır çalışma koşulları nedeniyle hukuk mücadelesi başlattı. Yardımcı yönetmenden teknik ekibe kadar birçok emekçi, 8,5 haftalık alın terinin karşılığını 1,5 yıldır alamadıklarını belirtti. Yapımcıların “sadaka gibi” yaptığı sembolik ödemeler dışında kalan asıl alacakların üzerine, “vade gelmedi” denilerek yatıldığı ifade edildi.

İZİNSİZ İMZAM KULLANILDI

Filmde yardımcı yönetmen olarak çalışan ve süreci yargıya taşıyan Tuğçe Kayaarası, çalışma esnasında yapımcılar tarafından mobbinge uğradıklarını, kendine ve yardımcı asistanı Ufuk Başar Can’a sözleşme yapılmadığını belirterek yaşadıklarını BirGün’e anlattı.

2012’den bu yana sektörde olduğunu belirten Kayaarası, ilk kez bu kadar “dağınık ve güvensiz” bir tabloyla karşılaştığını ifade etti. Kayaarası, 8,5 hafta boyunca yardımcı yönetmen olarak ciddi bir emek verdiğini, birçok kişiyle sözleşme imzalanırken kendisine ve sanat asistanına sözleşme yapılmadığını vurgulayarak süreci şöyle özetledi: “Bu açık bir çifte standarttır. Ödeme istediklerde sorumluluk sürekli başkasına atıldı. Yapımcı Kerem Topuz parayı yapımcı Barış Can Okuyan’a verdiğini ve onun ödemediğini iddia ediyor. İş bittikten aylar sonra ortaya atılan bu hırsızlık ithamlarının aslında sorumluluktan kaçma çabası olduğunu gördük. Sorumluluğu devamlı birbirlerinin üstlerine attılar.”

Emeğinin sadece maddi değil manevi olarak da gasbedildiğini belirten Kayaarası, isminin jenerikte en altlarda yer aldığını, afişte ise hiç olmadığını dile getirdi. Kayaarası, “İmzamın iznim dışında kullanıldığına dair bulgular nedeniyle evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık şüphesiyle savcılığa başvurdum” diyerek hukuki mücadelesinin boyutunu aktardı.

BEDAVAYA FİLM ELDE ETTİLER

Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE-SEN) tarafından SGK ve Çalışma Bakanlığı’na sunulan resmi şikâyet dilekçeleri verildiği belirtilirken belgelere dayanan bilgilere göre günlük 11 saatlik yasal çalışma sınırı düzenli olarak aşılırken, işçilerin günde 15 saat, haftada ise 72 saat çalıştırıldığı aktarıldı.

SİNE-SEN temsilcisi Haydar Yenmez, yapımcılar arasındaki mali anlaşmazlığın işçiye fatura edilmesine tepki gösterdi. Yenmez, filmin neredeyse maliyetsiz tamamlandığını çünkü işçilere ödeme yapılmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Filmi bitirdikten sonra bir yabancı kanala kiraladılar ve gelir elde edilmeye başlandı. Buna rağmen işçilere hâlâ ‘vade gelmedi’ deniliyor. Alacaklar kişi başı 60 bin ile 100 bin TL arasında değişiyor. Yapımcıların kendi aralarındaki iç kavgası, işçinin alın terine kalkan yapılamaz. Ortakların iç hesaplaşmasının faturası emekçiye kesilemez.”

SEKTÖRDE SÖMÜRÜ KURAL OLDU

SİNE-SEN, Kumpas setinde yaşananların istisnai olmadığını ifade ederek sektördeki genel tabloya dair çarpıcı tespitlerini paylaştı. Hazırlık süreçlerinin tamamen kayıt dışı bırakıldığı, sigortanın ancak set başladığında yapıldığı bildirildi. İşçilerin asıl işi yapmalarına rağmen taşeron şirketler üzerinden gösterilerek sorumluluktan kaçıldığı ve haftalık ücret yerine dayatılan “bölüm başı” ödeme sisteminin fiili ücret kaybına yol açtığı aktarıldı.

Sinema sektörünün milyonlarca işçinin olduğu ’10 No’lu’ işkoluna dâhil edilmesinin toplu sözleşme yapmayı imkânsız hale getirdiği vurgulanırken, mevcut tablonun ancak kolektif bir güçle değiştirilebileceği belirtilerek tüm sinema emekçilerine birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

YAPIMCIDAN “ASILSIZ” SAVUNMASI

Kumpas filminin yapımcısı Kerem Topuz, iddiaların asılsız olduğunu söyleyerek şirketinin tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini savundu. Uygulayıcı yapımcı ile aralarındaki uyuşmazlığın yargıda olduğunu belirten Topuz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Şirketimiz, kendi sorumluluğunda bulunan tüm yükümlülükleri ve hak edişleri ilgili sözleşmeler çerçevesinde yerine getirmiştir. Bazı ödemelerin ise filmin satış ve dağıtım süreçlerine bağlı olduğu sözleşmelerde açıkça belirtilmiştir. Devam eden hukuki sürecin sosyal medya üzerinden tek taraflı iddialar ve kamuoyu baskısı oluşturacak paylaşımlarla yürütülmeye çalışılması hem sürece hem de yıllarca emek verilmiş bağımsız bir sinema üretimine zarar vermektedir.”