Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, geçtiğimiz günlerde Taksim Atatürk Kültür Merkezi’nde dizi yapımcılarıyla bir araya gelmiş, yapımcılara bölüm başına yaklaşık 33 bin dolara varan teşvik desteği verileceğini duyurmuştu.
Buna karşın Sinema Emekçileri Sendikası olarak açıklama yayınladık.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu meclise taşıyarak soru önergesi verdi.
Milletvekili Kezban Konukçu’nun vermiş olduğu soru önergesi;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzük ’ün 96’ıncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Kezban KONUKÇU
İstanbul Milletvekili
Kültür ve Turizm Bakanı’nın dizi yapımcılarıyla gerçekleştirdiği toplantı sonucunda; yurt dışına satışı yapılan dizilere, Bakanlık ve Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından bölüm başına yaklaşık 33 bin dolar tutarında kamu desteği sağlanacağı kamuoyuna yansımıştır. Bu modelde dizi karakterlerinin ve anlatılarının, Türkiye’nin turizm tanıtım stratejisinin bir unsuru olarak kullanılacağı belirtilmektedir.
Bakanlığınızın sektörün asıl yükünü omuzlayan binlerce set emekçisinin taleplerini ve sendikalar tarafından sıklıkla dile getirilen yapısal sorunları görmezden gelen, kültür politikasının kamusal ve toplumsal bir hak olmaktan çıkaran “piyasa merkezli” bu yaklaşımı kültür alanını ekonomik getiri ve pazarlanabilirlik ölçütü üzerinden ele alındığını açıkça ortaya koymaktadır.
Son yıllarda televizyon ve dizi sektöründe yaşanan ekonomik daralma, reklam gelirlerindeki düşüş ve artan maliyetler gerekçe gösterilerek üretim hacmi daraltılmış; projeler büyük ölçüde uluslararası satış potansiyeline göre şekillendirilmiştir. Satılamayan yapımlar hızla yayından kaldırılmakta, sektör fiilen küresel piyasanın taleplerine göre şekillendirilmektedir. Bu tablo en ağır biçimde set emekçilerini vurmuş; set sayısının azalması, güvencesiz çalışma, 14–16 saate varan mesailer, sigorta sorunları ve işsizlik sorunları sektörde olağan hale gelmiştir. Buna karşın açıklanan destek modeli, kamu kaynağının doğrudan büyük yapım şirketlerine aktarılmasını öngörmekte; bu kaynağın emekçilerin çalışma koşullarına nasıl yansıyacağına ilişkin herhangi bir bağlayıcı düzenleme içermemektedir.
Öte yandan güncel dizi içeriklerine bakıldığında; şiddetin ve mafyatik ilişkilerin normalleştirildiği, kadın karakterlerin çoğu zaman edilgen ya da cinselleştirilmiş temsillerle sunulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten anlatıların yaygınlaştığı görülmektedir. Kültürel üretimi turizm tanıtımının bir aracı haline getiren bir yaklaşımın, hangi tür içeriklerin önceliklendirileceği, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetin teşviki, mafyatik yapıların yüceltilmesi gibi konularda bir ölçüt bulunup bulunmadığı, kültürel çeşitlilik, halkların ve inançların temsili, çocuk hakları ve kadın hakları açısından herhangi bir ilke belirlenip belirlenmediği, destek kararlarının hangi kurul ya da kriterler çerçevesinde verileceği yönünde herhangi bir açıklamada bulunmamaktadır.
DİSK’e bağlı Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) yaptığı açıklamalarda, kamu teşviklerinin zaten ticari başarı sağlamış projelere yönlendirilmesinin sektördeki eşitsizliği derinleştireceğini; kamusal kaynakların, hali hazırda yurt dışına satılmış projelere aktarılması yerine, set emekçilerinin haklarının güvence altına alınması, çalışma koşullarının iş hukuku gözetilerek yeniden düzenlenmesi, fazla mesai ücretlerinin güvence altına alınması, sendikal örgütlenmenin önündeki fiili engellerin kaldırılması ve istihdamın artırılması için kullanılması gerektiğini hatırlatarak ilgili bakanlıkları bu konuda sorumluluk almaya çağırmışlardır.
Televizyon ve dizi sektöründe yaşanan asıl kriz; uluslararası satış performansı değil, setlerde ağır koşullar altında çalışan emekçilerin güvencesizliği ve artan işsizliğidir. Kültürel üretimi turizm tanıtımının bir aparatı haline getiren bu yaklaşım; emekçilerin hak mücadelesini görünmez kılmakta ve kamu bütçesini sermaye lehine yeniden dağıtmaktadır. Sine-Sen’in dile getirdiği talepler doğrultusunda güvenceli istihdam, insanca çalışma koşulları ve sendikal haklar güvence altına alınmadan yürütülecek hiçbir teşvik modeli, sektördeki eşitsizlikleri gidermeyecektir. Kamu bütçesi; eşitsizliği yeniden üreten bir piyasa düzenini değil, emeği ve toplumsal eşitliği güçlendirmelidir.
Bu bağlamda;
- Bakanlığınızın dizi yapımcıları ile yaptığı toplantıda, sektördeki emek örgütlerinin ve meslek birliklerinin temsilcileriyle görüş ve önerileri alınmış mıdır?
- Yurt dışına satılmış dizilere verilecek desteğin kriterleri nelerdir? Bakanlığın kültür politikası hangi temel ilkeler çerçevesinde yürütülmektedir?
- “İhracat odaklılık” kriteri dışında, teşvik verilecek dizilerde toplumsal fayda, cinsiyet eşitliği ve şiddet karşıtlığı gibi etik normlar aranacak mıdır? Yoksa kültürel üretim, öncelikle ekonomik getiri ve turizm stratejisi ekseninde Bakanlığınızca kamu tarafından desteklenmeye devam mı edilecektir?
- Bakanlığınız, kamu kaynaklarını “star” oyuncuların yüksek kaşelerini ve büyük yapımcıların kâr marjlarını finanse etmek yerine; bağımsız sinemacıları, yerel kültürleri yansıtan projeleri ve set emekçilerinin sosyal haklarını korumayı neden öncelik listesine almamaktadır?
- Sektördeki daralma nedeniyle artan işsizlik karşısında, bakanlığınız tarafından dizi emekçilerine yönelik doğrudan istihdam destekleri, sosyal güvence mekanizmaları, sendikal hakların güçlendirilmesi veya eğitim programları gibi önlemler alınması gündemde midir?
- Yurt dışına satışı gerçekleşmiş dizilere bölüm başına yaklaşık 33 bin dolar tutarında kamu desteği verilmesi kararı, sektördeki yapısal sorunları (reklam gelirlerindeki azalma, set sayısındaki düşüş, işsizlik artışı) nasıl giderecektir?
- Dizi karakterleri ve anlatılarının Türkiye’nin turizm tanıtım stratejisinin bir parçası olarak kullanılması politikası, dizi emekçilerinin çalışma koşullarını iyileştirecek, güvenceli istihdam sağlayacak mı yoksa yalnızca yapımcıların kar marjlarını mı artıracaktır? Kamusal kaynakların öncelikle emekçilerin haklarının güvence altına alınması ve çalışma koşullarının iş hukuku standartlarına uygun hale getirilmesi için kullanılması yönünde bir revizyon planı var mıdır?
- Desteklenecek dizilerde toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetin ve mafyatik yapıların yüceltilmemesi, kültürel çoğulculuğun gözetilmesi gibi etik ve kamusal ölçütler belirlenecek midir?
- Son 3 yılda, yurt dışına satılan dizilerin Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü yapısını temsil etme oranı nedir? Bakanlığın bu konuda “tek tip kültür” dayatmasına karşı bir politikası mevcut mudur?
- Bu politika kapsamında sağlanacak kamu desteklerinin toplam tutarı nedir ve bu kaynaklar hangi bütçe kalemlerinden karşılanacaktır? Desteklerin şeffaf bir şekilde dağıtılması, emekçi yararına kullanımının denetlenmesi ve sendika temsilcilerinin sürece dahil edilmesi için hangi mekanizmalar kurulmuştur?
EMEP milletvekilleri Sevda Karaca ve İskender Bayhan ile birlikte sendika olarak hazırladığımız Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yazılı olarak cevaplamasını talep ederek soru önergemizi verdik.
Ortak hazırladığımız soru önergesi;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından Anayasa’nın 98, TBMM İç Tüzüğü’nün 96 ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 24.02.2026
İskender BAYHAN Sevda KARACA
İstanbul Milletvekili Gaziantep Milletvekili
Bakanlığınız tarafından 18.02.2026 tarihinde dizi yapımcıları ile yapılan toplantı sonrasında açıklanan ve yurt dışına satışı gerçekleşmiş dizilere bölüm başına yaklaşık 33 bin dolar kamu desteği verilmesini öngören yeni teşvik modeli; sinema ve dizi emekçilerinin çalışma koşulları, istihdam güvencesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gözetilmediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Sinema Emekçileri Sendikası (DİSK’ bağlı Sine-Sen) tarafından yapılan değerlendirmelerde; reklam gelirlerindeki düşüş, üretim hacmindeki daralma ve uluslararası satış baskısı nedeniyle sektörün yapısal bir kriz yaşadığı, set sayılarının azaldığı ve emekçilerin işsizliğe itildiği ifade edilmektedir.
Sektörde uzun çalışma saatleri, düzensiz ödemeler, eksik sigorta uygulamaları ve güvencesiz sözleşmeler yaygınlığını korurken; yoğun çekim takvimleri, gece çalışmaları ve riskli sahneler iş kazaları ve iş cinayetleri riskini artırmaktadır. Açıklanan teşvik modeli ise emek süreçlerini, istihdamı ve işçi sağlığı ile iş güvenliği standartlarını bağlayıcı biçimde bir düzenlemeden yoksundur.
Kültürel üretimin sürdürülebilirliği yalnızca ihracat rakamlarıyla değil; set emekçilerinin sağlığı, güvenliği, sendikal hakları ve güvenceli çalışma koşullarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle kamu teşviklerinin istihdamı artıran, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarını zorunlu kılan, sosyal hakları güçlendiren bir çerçevede tasarlanması vazgeçilmez önceliklerdendir. Kamu kaynaklarının hâlihazırda yurt dışı satış başarısı elde etmiş projelere yönlendirilmesi ise sektördeki yapısal sorunları çözmek yerine ticari başarıyı ödüllendirecek, istihdamı artırmayacak ve güvencesiz çalışma koşullarını daha da derinleştirecektir. Ayrıca kültürel üretimin turizm tanıtım stratejisiyle ilişkilendirilmesi; zaten sınırlı olan yaratıcı özerkliği, ifade özgürlüğünü ve emekçilerin haklarını olumsuz etkileyebilecek niteliktedir.
Öte yandan sinema ve televizyon sektörü hâlihazırda 10 No’lu “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” iş kolu içerisinde yer almakta; büro çalışanları, özel sektör öğretmenleri ve perakende sektörü çalışanları gibi çok farklı meslek gruplarıyla aynı iş kolunda değerlendirilmektedir. Bu durum, yaklaşık 4,5 milyon işçinin bulunduğu söz konusu torba iş kolunda sendikal barajın aşılmasını imkansızlaştırmakta; toplu iş sözleşmesi ve grev hakkının kullanılmasını engellemektedir. Gerek Sine Sen’in açıklamaları, gerekse sektör emekçilerinin talepleri dikkate alınarak sinema ve televizyon alanının ayrı bir “Güzel Sanatlar İş Kolu” olarak tanımlanması gerekmektedir.
Bununla birlikte sinema ve televizyon sektörü 19 Şubat 2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile “tehlikeli iş sınıfı” içerisinde yer almasına rağmen, SGK’nin yıpranma payı (fiilî hizmet süresi zammı) listesinde bulunmamaktadır. Setlerde ağır ekipman kullanımı, uzun süreli ayakta çalışma, tekrar eden fiziksel hareketler ve düzensiz çalışma saatleri nedeniyle emekçiler arasında kronik kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının yaygın olduğu bilinmektedir. Sektörün yıpranma payı kapsamına alınmaması, çalışanların erken emeklilik ve sosyal güvenlik hakları açısından ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır.
Sine Sen sendikası ile birlikte hazırladığımız soru önergesi kapsamında yanıt beklediğimiz sorular şöyledir;
1- Türkiye’nin yaklaşık 65 milyar dolar düzeyindeki turizm gelirinin sürdürülebilirliği açısından kültür ve sanat üretiminin tanıtıcı rolüne vurgu yapılmaktadır. Ancak kültürel üretimin temel unsuru insan emeği ve sektördeki nitelikli iş gücüdür. Bu bağlamda, söz konusu teşviklerin sektör çalışanlarının güvenceli istihdamını, çalışma koşullarını ve mesleki sürdürülebilirliğini doğrudan desteklemeye yönelik olarak tasarlanması planlanmakta mıdır? Teşviklerin öncelikle yapımcı sermayesini sübvanse etmek yerine emek süreçlerine yönlendirilmesine ilişkin Bakanlığınızın politika değerlendirmesi nedir?
2- Bu teşvik programından yararlanmak için dizinin yurt dışında yayınlanıyor olmak şartı dışında başka herhangi bir şart bulunmakta mıdır?
3- Dizinin yurt dışında yayını devam ettiği sürece teşvikin herhangi bir sebeple kesilmesi mümkün olabilir mi? Olabilirse Bakanlığınızca bu sebepler nelerdir?
4- Bu teşviki alabilmek için yurt dışı satış fiyatlarının düşürülmesi söz konusu olabilir mi? Bu nasıl engellenecektir, bu konuda Bakanlığınız tarafından nasıl bir denetim mekanizması uygulanacaktır?
5- Yurt dışına projesini satabilmiş olan şirketlerin, verilen bu destekle hangi eksiklerini tamamlayacakları öngörülmektedir?
6- Bu destek programında istihdam artışı, set sayısı, yerli prodüksiyon hacmi ve bölgesel üretim gibi kriterler bulunmakta mıdır? Bulunmuyorsa, teşviklerin sektörde iş hacmini artırmaya yönelik yeniden tasarlanması planlanmakta mıdır?
7- Destek alan yapımlarda çalışan emekçilerin sigorta primlerinin tam yatırılması, ücretlerin zamanında ödenmesi ve işçi sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine uyulması destek koşulu olarak aranmakta mıdır? Denetim hangi kurumlar tarafından ve nasıl yapılmaktadır?
8- Destek verilen yapımlarda meydana gelen iş kazaları ve işçi ölümlerine ilişkin Bakanlığınızın tuttuğu istatistikler var mıdır? Bu kazalara ilişkin yaptırım uygulanmış mıdır?
9- Teşvik politikalarının içerik üretimine yönelik yönlendirici veya sınırlayıcı koşullar içerdiği, bu durumun ifade özgürlüğü ve sanatsal özerklik üzerinde oto-sansür etkisi yarattığı iddiaları hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir? İçerik değerlendirmesi yapılmakta mıdır?
10- Bakanlığınız tarafından sektörde set sayısındaki azalma, artan işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarına ilişkin herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?
11- Yurt dışı satış gerçekleşmediği için yayından kaldırılan projeler nedeniyle oluşan istihdam kaybını azaltmaya yönelik Bakanlığınızın planladığı alternatif destek mekanizmaları var mıdır?
12- Kamu desteklerinin; sigorta primlerinin eksiksiz yatırılması, ücretlerin zamanında ödenmesi, setlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı bulundurulması ve çalışma saatlerinin sınırlandırılması gibi emekçiler açısından koruyucu koşullara bağlanması düşünülmekte midir?
13- Destek verilen yapımlarda çalışma süreleri, set güvenliği, riskli sahneler ve işçi sağlığı uygulamalarının denetimi hangi kurumlar tarafından ve hangi sıklıkla yapılmaktadır?
14- Sinema ve televizyon sektörünün 10 No’lu iş kolundan ayrılarak ayrı bir “Güzel Sanatlar İş Kolu” olarak tanımlanmasına yönelik Bakanlığınızın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yürüttüğü bir çalışma bulunmakta mıdır?
15- 10 No’lu iş kolundaki yaklaşık 4,5 milyon çalışan nedeniyle oluşan yüksek sendikal barajın sinema ve televizyon emekçilerinin toplu iş sözleşmesi ve grev hakkını fiilen kullanmasını imkansızlaştırdığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin Bakanlığınızın görüşü nedir?
16- Tehlikeli iş sınıfında yer alan sinema ve televizyon sektörünün SGK fiilî hizmet süresi zammı (yıpranma payı) listesine dahil edilmesi için ilgili kurumlarla ortak bir çalışma yürütülmekte midir?
17- Setlerde kronik kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının yaygınlaştığına ilişkin meslek hastalığı verileri Bakanlığınız tarafından izlenmekte midir? Bu konuda bir istatistik veya rapor hazırlanmış mıdır?
18- Sinema ve televizyon emekçilerinin ağır ve tehlikeli çalışma koşulları dikkate alınarak erken emeklilik hakkına erişimini sağlayacak yasal düzenlemelere ilişkin bir çalışma planlanmakta mıdır?
19- Riskli sahnelerde koruyucu ekipman kullanımı ve güvenlik protokollerinin uygulanmasına ilişkin bir denetim mekanizması bulunmakta mıdır?
20- Teşviklerden yararlanan yapımlarda kayıt dışı çalışmanın önlenmesine yönelik SGK ve ilgili kurumlarla ortak bir denetim sistemi kurulacak mıdır?
21- Kamu teşviklerinin yalnızca ihracat ve tanıtım kriterleri yerine; set güvenliği, istihdam artışı ve işçilerin haklarını koruyacak kriterlere göre yeniden yapılandırılması yönünde bir çalışma yürütülecek midir?







